Şiir, Türk kültürünün en köklü ve zengin ifade biçimlerinden biridir. Tarih boyunca edebiyatımızın en güçlü dallarından biri olan şiir, duyguların, düşüncelerin ve kültürel mirasın en zarif şekilde anlatılmasını sağlamıştır. Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Mevlana’dan Aşık Veysel’e kadar birçok şair, şiirleriyle hem halkın gönlünde yer edinmiş hem de kültürümüzün değerlerini nesilden nesile aktarmıştır. Bu bağlamda, Türk kültüründe şiir yarışmaları düzenlemek, kültürel mirasımızı canlı tutmak, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek adına büyük bir fırsat sunmaktadır.

Şiir Yarışmalarının Kültürel ve Toplumsal Önemi

Şiir yarışmaları, bireylerin duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine imkan sağlayan, sanatı teşvik eden ve kültürel mirasın yaşatılmasına katkıda bulunan etkinliklerdir. Özellikle genç nesilleri bu yarışmalara dahil ederek, onların Türk kültürünü tanımalarını ve bu kültürü yaşatmalarını sağlamak mümkündür. Yarışmalarda işlenen temalar, kültürümüzün farklı yönlerini, zenginliklerini ve değerlerini yansıtarak bir kültürel çeşitlilik oluşturur. Böylece, geleneksel değerlerimiz modern dünyada da hayat bulmaya devam eder.

Yunus Emre’nin İzinden: Anlamın ve Duygunun Gücü

Türk kültüründe şiir, sadece edebi bir eser olarak değil, aynı zamanda duyguların ve düşüncelerin en yoğun biçimde ifade edilmesi olarak görülmüştür. Yunus Emre’nin şiirleri bu anlayışın en güzel örneklerinden biridir. Onun şiirlerinde, Türk halkının kültürel değerleri, sevgi, hoşgörü ve insan sevgisi temaları işlenmiştir. Yunus Emre’nin dizeleri, dilimizin saflığını ve zarafetini ortaya koyarken, insan ruhunun derinliklerine de seslenmiştir. Bugün düzenlenecek şiir yarışmaları, onun gibi büyük şairlerin izinden giderek, insanlara duygularını özgürce ifade etme imkanı tanıyacaktır.

Yunus Emre gibi şairlerin şiirlerinde görülen insan sevgisi, hoşgörü ve kardeşlik duyguları, Türk kültürünün özünü oluşturur. Bu yarışmalar da bu değerleri canlandırarak, insanların birbirine daha çok kenetlenmesini, kültürel mirasımızın yaşatılmasını ve geleceğe taşınmasını sağlar.

Şiir Yarışmaları ile Genç Nesillere İlham Vermek

Şiir yarışmaları, genç nesillerin kültürel mirasımıza olan ilgisini artırmak için önemli bir araçtır. Gençler, kendi duygu ve düşüncelerini şiirle ifade etme fırsatı bulur ve bu süreçte kültürümüzün derinliklerini keşfeder. Bir şiir yarışmasında genç bir kalemin Türk halkının kültürel değerlerini, tarihini veya geleneklerini anlatması, hem kendisi için hem de dinleyicileri için eşsiz bir öğrenme deneyimi sunar. Bu etkinlikler, gençlerin yaratıcılıklarını geliştirirken, onlara Türkçenin zenginliğini ve güzelliğini de öğretir.

Ayrıca, yarışmalar aracılığıyla gençler, toplum içinde kendilerini ifade etme ve kendi seslerini duyurma fırsatı bulurlar. Bir yandan sanatla uğraşmanın keyfini yaşarken, diğer yandan kültürel kimliklerini de güçlendirirler. Bu tür etkinlikler, gençlerin kendi kültürel değerlerine sahip çıkmalarını teşvik ederek, onları geleceğin kültürel elçileri haline getirir.

Birlik ve Beraberliği Pekiştiren Etkinlikler

Şiir yarışmaları, sadece bireysel yaratıcılığı teşvik etmekle kalmaz; aynı zamanda toplumda birlik ve beraberlik duygularını da pekiştirir. Bu tür etkinliklerde bir araya gelen insanlar, aynı kültürel değerleri paylaşarak, ortak bir duygu ve düşünce etrafında birleşirler. Halk ozanlarının türkülerinde gördüğümüz gibi, şiir yoluyla ifade edilen duygular, insanların kalplerine dokunur ve onları birbirine bağlar. Bu bağlamda, şiir yarışmaları, toplumdaki kültürel dayanışmayı artıran ve bir arada yaşama kültürünü güçlendiren etkinliklerdir.

Kültürel etkinliklerde şiirlerin yer alması, sadece yazılı bir anlatımın ötesine geçerek, sözlü geleneklerin de yaşatılmasına imkan tanır. Her yörenin kendine has bir dili, şivesi ve anlatım tarzı vardır. Şiir yarışmalarında bu farklılıkların özgürce ifade edilmesi, kültürel zenginliğimizi ortaya koyar ve toplumsal hoşgörüyü teşvik eder. Bu nedenle, yarışmalar yalnızca büyük şehirlerde değil, kırsal alanlarda, kasabalarda ve köylerde de düzenlenmeli, her bireyin bu kültürel deneyime katılmasına olanak sağlanmalıdır.

Kültürel Mirasın Kayıt Altına Alınması

Şiir yarışmaları, sadece bir etkinlik olarak değil, aynı zamanda kültürel mirasımızın kayıt altına alınması için de önemli bir fırsattır. Bu yarışmalarda yazılan ve okunan şiirler, toplumun ruh halini, duygu ve düşüncelerini, yaşadığı dönemin zorluklarını ve güzelliklerini yansıtır. Bu nedenle, yarışmalarda ortaya çıkan eserlerin derlenmesi ve arşivlenmesi, gelecekteki nesiller için önemli bir kültürel kaynak oluşturur. Bir köyün kültürel değerlerini veya bir yörenin folklorunu anlatan şiirler, bu toprakların tarihini ve mirasını gelecek nesillere taşıyacak değerli belgeler haline gelir.

Sonuç: Kültür ve Sanatla Birlikte Güçlenmek

Türk kültüründe şiirin yeri çok özeldir ve bu kültürel mirası yaşatmak, bizlere düşen önemli görevlerden biridir. Şiir yarışmaları düzenlemek, sadece edebiyatı ve sanatı teşvik etmekle kalmaz, aynı zamanda toplumda birlik ve beraberlik duygusunu da güçlendirir. Yunus Emre gibi büyük şairlerin izinden giderek, şiirin gücüyle insanları bir araya getirmek ve onların duygu ve düşüncelerini özgürce ifade etmelerini sağlamak, kültürel zenginliğimizin korunması için atılacak en değerli adımlardan biridir.

Gençlerden başlayarak her yaştan insanın katılacağı bu tür yarışmalar, kültürel değerlerimizin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve halkın sanatla buluşmasına vesile olacaktır. Bu yüzden, kültür adına yapılan her türlü şiir yarışmasını gönülden desteklemek, sadece yazılarda kalmayan bir birliktelik oluşturmak ve toplumun tüm kesimlerinin kültürel paylaşıma katılmasını sağlamak büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır. Şiirin birleştirici gücüyle, kültürümüzü ve değerlerimizi gelecek nesillere taşımak hepimizin ortak amacıdır.

Halil SOYUER Şiir Yarışmasında 4.000 şiirin arasından seçilen ve Mansiyon Ödülüne layık Görülen Türkmen Kasidesi Şiir Sahibi : Hakan İLHAN bey’e Ödülünü vermek bizlere Onur vermiştir.

Şiirimiz:

I/
Selam getirdim dağdan, pınarlardan kırlardan
Mührümü işlediğim şu kadim asırlardan
Selam getirdim yardan, yar gibi diyarlardan
Derunuma mihmandar, Türk kokan satırlardan
Şark illerinden garba , rical eyledi toyum
Hidayet gemisinden, Yafes’ten gelir soyum
Tacettin Dergâhında, “korkma” diyen Akif’im
İstiklal gergefinde, ilmek ilmek motifim
Atam Oğuz boyları, Altay’dan gelir genim
Bozkırda çadırım ben, gök nakışlı evrenim
Bengü taşa kazınmış, dört sesli kelimeyim
Turfan höyüklerine, gizlenmiş bir nağmeyim
Amasya’da Ferhat’ım, Aslı’ma murat ettim
Hakk yolunda veliyim, doğruya biat ettim
Sim gergefli hülyayım, “evvel zaman içinde”
Yıldızlardan taç yaptım, bir prenses saçında
Veysel’im ben dünyaya, kalp gözüyle bakışım
Pazırık’ta halıya, nazenin bir nakışım
Lisanımda mühürdür, kaç asır Yunus benim
Sözüm Adem’le yaşıt, ummandır kamus benim
Mevlana’yım aşk ehli, Şems’in gül busesiyim
Hakikatin peşinde, her dem “gel” diyen sesim
Harp vakti bir ananın, evladına alkışım
Zalimin ocağına, kor düşüren kargışım

Bozkurt’tan Aşina’yım, Hun benim Köktürk benim
Aleme nizam veren şu mukaddes Türk benim

II/
Kır atlı Ruşen Ali, Bolu’da Köroğlu’yum
Varsağı kokar nidam, ozan Dadaloğlu’yum
Haksızlığa atılan, muğber taşım Nefi’de
Berceste beyitlerle okşandım Fuzuli’de
Kürşad’ım kırk çerimle esarete düşmanım
Malazgirt’te Alparslan, savaş vakti turanım
Hürriyete susayıp erittik demirden dağı
Aşılmaz surlar aşıp kapatıp açtık çağı
Boynuma borç bilmişim, “yurtta cihanda sulhu”
Meylimiz gönül olmuş, incitmedik hiç ruhu
Yaralar onarmışım, gönüllere dilim ben
Bir yetimin başında şefkat dolu elim ben
Her şeyden üstün bildik, ebedi istiklali
Arşımızdan her daim, eksiltmedik hilali
Mefkurem Makalat’tır, dört kapı kırk makamım
Ak güvercin donunda gönüllere selamım
Has Hacip’im Kaşgar’da mutluluğa bilgiyim
Yükneki kitabında, hakikate sevgiyim
Horasan’dan Balkan’a, Hakk’a salik erenim
Batıni ummanlarda gezenlere yarenim

Kut’ta fetih kuşandık, cenup benim şark benim
Aleme nizam veren şu mukaddes Türk benim

III/
Türkistan’da Nasrettin, göle maya çalarım
Anamın aguşunda ninnilerle dalarım
Yar yolunu gözeten, bir gelinin düşüyüm
Acıklı bir türkünün, dilsiz Hüma Kuşu’yum
Fısılda lebdeğmezim, saz meydanında nağme
Semahta nefesim ben, pirin dilinde deme
Kars’ta Çobanoğlu’yum, Erzurum’da Reyhani
Bazen içli türküyüm, bazen ayaklı mani
Ruhani bir neyzenin, nefesinde korum ben
Segâh-ı Mevlevi’yim, Itri’de tanburum ben
Bilge Dede Korkut’um, Hakk’ın dostu ziyayım
Hızır’ın kasesinden, bedeli bir rüyayım
Mani’nin kitabında efsun kokan falım ben
Ak dombıra ucundan şlok akan balım ben
Cemrelere gizlenmiş bahar vakti nevruzum
Şölenlerde inleyen, üç telli bir kopuzum
Mavi’lerde Kaptan’ım, üçüncü şahsa şiir
Karakoç’ta Roza’yım, al bayrağımda şair
Kaşgarlı lügatinde “öcün almış feleğim”
Kıpçak papirüsünde mazi yazan teleğim

Üçler benim beş benim, çile çeken kırk benim
Aleme nizam veren, şu mukaddes Türk benim

IV/
Tös arşta ruha rehber, ak soyuma çınardır
İyi ile kötünün, yıkandığı pınardır
Temir Kazık taht kurmuş, arşta dünyayı tutar
Kıyamet kızıl bir dev, kozmik alemi yutar
Kara kılıçlı erlik, doğru rehber şamana
Dokuz kız dokuz oğlan, soy sop verdik insana
Kırk asırlık dilimde Çuvaş adlı lehçeyim
Ön Asya bozkırında kımız içen pençeyim
Ney gagalı Kaknüs’üm, nağme veren sadayım
Yaz vakti kar yağdıran, zümrüt renkli Yada’yım
Buhara’da Yedi Pir, Han Sarayı’nda şanım
Bozkırlar vahasına, dökülen Zerefşan’ım
Çanakkale’de Kemal, Samsun’da istiklalim
Al bayrağın alnına, konulmuş bir hilalim
Bezm ile ibret aldım, meddahın destanında
Perde gazeli dedim, Küşteri Meydanı’nda
Gümüş tüylü Ayızıt, elinde Altın Kitap
Kadim aşklara ilham, alemi vuran mehtap
Kırgız bozkırında Tulpar, Manas’ın dizindeyim
Bilgeliğin koynunda toprağın izindeyim

Üstümde mavi kubbe, otağ benim bark benim
Aleme nizam veren şu mukaddes Türk benim

Bir cevap bırakın

Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği

V.D: Gaziemir: 9840335215

TURKMAR-LOGO-1

Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği İktisadi İşletmesi

V.D: Gaziemir: 9840625893

Sayfalar

İletişim

Destek

Bize bağış yaparak destek olabilirsiniz!

© Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği - 2016

[wps_visitor_counter]