FUTBOL, ÜLKESİNE GERİ DÖNMEDİ

Dünyayı bir uçtan bir uca kasıp kavuran pandemi dolayısıyla hem ertelenen hem de statüsü değiştirilen 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası, yaşananlarıyla futbol tarihindeki yerini aldı. Şampiyonaya ikinci kez ev sahipliği yapan İngiltere, kupaya uzanmak, tarihinde ilk kez kupanın sahibi olmak için elinden geleni fazlasıyla da yaptı. Modern anlamda futbolun ilk oynandığı yerdi İngiltere. Ulusal anlamda ilk […]

MUĞLA’DA BİR CUMARTESİ

Aylardır hafta sonlarını evde geçirmiş insanların, dışarı çıkmanın serbest olduğu ilk Cumartesi gününde hele bir de nefis bir havada ne yapacaklarını tahmin etmek zor değildi elbette. “Kişi kendinden bilir işi!” Sabah erkenden, çok eskilerde kalmış bir tadı, bir keyfi yeniden alabilmek için oturdum Muğla Kebabı başına. Ne o, ne de ben değişmemiştik. Bu yaşlarda değişmediğimizi […]

KURYENİN BASİRETİ

KURYENİN BASİRETİVirüs kimimizi kırarak, kimimizin ne kadar aciz olduğumuzu gözler önüne sererek, biraz da değişerek hayatını sürdürüyor. Her canlının olduğu gibi onun da bir doğma, büyüme, gelişme ve en sonunda ölmesi kaçınılmaz. Temennimiz tez zamanda, insanları, sevdiklerimizi daha fazla üzmeden bu süreçlerini tamamlaması. Geçen yazılarımda bahsetmiştim. Egemenlik dâhil pek çok şeyin tanımını değiştirdi bu illet. […]

FARKINDAYIM ÇOCUK

Gözlerini ne kadar kaçırsan da benden, ne kadar duymak istemiyor görünsen de ve ne kadar ilgisiz gibi görünmeye çalışsan da seni fark ediyorum, anlıyorum seni çocuk. Seni bunca zaman görmeyen, görmek istemeyen çağdaş, sosyal, medeni dünyanın aklına şaşayım! İletişim çağı diye övünüp, burunlarının dibindeki seni bile görmekten aciz kalan bilim insanları için de koca bir […]

TOPLUMU CENAZELERDE OKUMAK

Toplumların renklerini, hislerini belli ettikleri, şartlar ne olursa olsun çekinmeden sergiledikleri bazı anlar vardır. Sandığa gitmeye, anketler yapmaya falan gerek duymazsınız. Mesela bayramlar vardır coşkularını yaşadıkları. Mesleğiyle ilgili, ait hissettiği dinle, milliyetiyle ilgili bayramlar. Seçimler vardır reyine başvurulduğu ve eğilimini gösterdiği. Biz, hissiyatını her zaman muhafaza etmiş bir toplumuz. Bu yüzden özellikle bu yönümüzü iyi […]

GİT ŞUBAT!

Yine bir şubat sabahı ve yine bu şubat sabahında yine mağdurları yazıyor olmak ne hazin. Mecbur muyuz hep mağdur yazmaya?  Birileri günün fırsatlarını ganimet bilip, elindeki gücünü, kendi egemenliği ve çıkarları uğruna diğerlerini yok etmek adına kullanıp zulümler yaptıkça, hoşunuza gitmese de biz bu satırlarda, bu mağdurları yazacağız! Sevgili Şubat: Seni hep güzelliklerle; kışın o […]

HERKES BİLDİĞİ YERDEN

Tabii ki herkes bildiği yerden konuşacak, bildiği yerden götürecekti ama keşke götürmek olmasaydı da herkes bildiği işini yaparken bizi de bildikleriyle aydınlatabilseler, hayatımızı güzelleştirebilselerdi. Üniversitelerimizde kamu kaynaklarının harcama şekillerinden biri de projelerdir. Diğer harcamaların muhasebeleştirilmesi ve harcama şekilleri mali mevzuatla daha sıkı denetlenmesine karşın projelerde yapılan işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve harcama şekilleri daha esnek olduğundan ve […]

ANILAR

Balçova Termal Otel’de arkadaşlarla bir Cumartesi sabahı kahvaltıdaydık.   Üst katta bulunan salonda da sanıyorum uluslararası bir firmanın birkaç günlük seminer programının son gün toplantısı vardı ve o gün katılım belgeleri dağıtılıyor olacaktı ki otelin girişinden itibaren kurulan stantlar ve asılmış afişler bu yüzdendi. Biz fazla kalabalığa girmeyelim, kahvaltı sonrası çaylarımızı şöyle biraz mesafeli bir […]

BOĞAZIN İÇİNDE KAYBOLAN SAMİMİYET

Geçen yazımda samimiyet dilemiştim yeni yılda. Dakika bir, gol bir! Samimiyet maalesef yeni yılın ilk günlerinde boğazın içinde kayboldu. Ozan Arif, 1980 sonrası sürgün yıllarında, Türkçeye hasret olup o devletten bu devlete dolanıp da yurda giremediği o yıllarda yolu uzakdoğuda bir büyükelçiliğe düşer. Maksat, biraz olsun duyabileceği birkaç kelime Türkçe ile iki Türk ile yapacağı […]

YENİ VE SAMİMİ BİR YIL

Oldum olası yılbaşı kutlamalarına hep mesafeli durmuşumdur. Ondaki hediyeleşmeler, gülmeler, oyunlar falan bana nedense hep şişirilmiş, yapmacık gelmiştir. Bundan dolayıdır ki televizyonlarda bile yılbaşı programlarını izlerken hep saat 24.00’e kadar olanlarını izlemiş, sonrasını bırakmışımdır.     24.00’ e kadar olan programlarda, hep o yıl içinde yaptıklarımız, yapamadıklarımız, yitirdiklerimiz geçiverirken sürekli içindeyizdir zamanın ve hep bir yerlerindeyizdir […]