FUTBOL, ÜLKESİNE GERİ DÖNMEDİ

Dünyayı bir uçtan bir uca kasıp kavuran pandemi dolayısıyla hem ertelenen hem de statüsü değiştirilen 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası, yaşananlarıyla futbol tarihindeki yerini aldı.

Şampiyonaya ikinci kez ev sahipliği yapan İngiltere, kupaya uzanmak, tarihinde ilk kez kupanın sahibi olmak için elinden geleni fazlasıyla da yaptı.

Modern anlamda futbolun ilk oynandığı yerdi İngiltere. Ulusal anlamda ilk futbol birliğinin kurulup, ilk yazılı kuralların da belirlenmesi doğal olarak bu ülkede olmuştu ve tarihler o zaman 1863 yılını gösteriyordu.

Büyük bir sömürge imparatorluğu olması, 19. Yüzyılda bütün dünyada özgürlük ateşlerinin peşpeşe alevlenmesi İngiltere’yi de düşündürmüyor değildi o sıralar. Özellikle Amerika kıtasında ABD.’ nin de kurulmasından sonra özellikle Güney Amerika’nın elden çıkma ihtimaline karşın İngiltere türlü politikalar geliştiriyor ve oralardaki zengin maden rezervlerinin kontrolü konusunda oldukça önemli planlar geliştiriyorlardı.

Futbol da bu anlamda bir can simidi olmuştu İngiltere için. İngiliz Futbol Birliği’ (The Football Association) nin kurulmasından tam dört yıl sonra 1867 yılında Arjantin’de İngiliz işçi ve teknik personelin oynadığı futbol maçı yerli halkın da yoğun ilgisini çekmiş ve kısa sürede yörede futbol adına yoğun oluşumlar başlamıştır. Hemen aynı yıl Güney Amerika’daki ilk futbol kulübü olan Buenos Aires Football Club kurulmuş, 1884 yılında da ülkedeki ilk resmi futbol turnuvası düzenlenmiştir.

Dünyanın dört bir yanına futbolun İngiltere ve sömürgeleri aracılığıyla yayıldığını çok net görebiliyoruz. Kısa sürede bütün dünyayı etkileyen futbolun cazibesinin, buralardaki özgürlük kıvılcımlarını da yavaşlattığı aşikârdır.   

Halkın özellikle genç nüfusunun futbola giderek artan ilgisi, İngilizlerin de sömürge politikalarını biraz daha uzun sürdürebilmelerine önemli zemin sağlarken bütün dünyada İngiliz yayılmacılığının acımasız baskılarına karşın, anti-İngiliz bir pakt oluşmasının da önü açılmıştır. Artık sömürgelikten kısmen kurtulan her halk için İngiltere’ye karşı hiç olmazsa futbolda alınacak bir galibiyet, sadece bir futbol galibiyeti olarak görülmemeye başlanmıştır. Uluslararası turnuvalarda yıllardır İngiltere’nin bu sporun anavatanı olmasına karşın başarı sağlayamamasının temelinde biraz da oluşan bu havanın etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Avrupa Futbol Şampiyonası 1960 yılından beri her dört yılda bir düzenlenmektedir ve İngiltere 1996 da ve bu yıl final maçlarına ev sahipliği yapmasına rağmen kupaya uzanamadığı gibi final oynama başarısını da ilk kez bu turnuvada göstermiştir.

Gruptan çıkmalarının ardından bütün İngiltere bu yıl takımlarının bir ilki başaracağına o kadar inanıyorlardı ki hayatın her alanını kupaya göre hazırlamışlar, en ufak bir kötü ihtimali bile düşünmek istememecesine finale kadar gelmişlerdi.

Saatler TSİ 22.00’ yi gösterdiğinde zaman durmuş, nefesler tutulmuştu adeta. Erken gelen gol İngiliz taraftarlarını heyecanlandırıp sevindirse de sahadaki takım üzerinde bir baskı oluşturduğu dakikalar ilerledikçe hissedildi. Tecrübeli İtalyanlar kontrolü ele aldılar ve ikinci yarıda ise oyunu adeta rakip yarı alana yığdılar.

Bu dakikalarda oyuna müdahale etmesi beklenen İngiliz hoca Gareth Southgate yerine sahaya giren bir taraftarın müdahalesiyle İngilizler biraz kıpırdanır gibi olsalar da galibiyet golünü bulamadılar ve maç penaltılara kaldı.

Bu arada sahaya giren taraftarın görüntüsünün kameralara yansımaması da İngilizlerin kupaya giden yolda ne kadar titiz ve organize çalıştıklarını akla getiriyordu.

Neticede bütün mazlum dünyanın ahı bir kez daha tuttu ve İngiltere kendi evinde de olsa oynadığı final maçında kupaya uzanamadı.

1996 yılında İngiliz komedyenler David Baddiel ve Frank Skinner ile rock grubu Lightning Seeds’in yapmış oldukları, “Football’s coming home” (Futbol Evine Dönüşü) şarkısı bile mazlum dünyanın ahının önüne geçemedi.

Yıllardır sömürdüğü ülkelerin çocukları, dillerini unutturup kendi dilini dayattığı ülkelerin çocukları şimdi her alanda efendilerinin ellerindeki her şeyi ellerinden geri almak üzereler.

Futbol ile kalsa ne ala!

Huzur, ekonomi, siyasal güç vesaire artık övündüğünüz ne varsa yeniden gözden geçirmek zorundasınız.

Dünya beyaz adamlardan ibaret değil ve sanırım beyaz adamın işi hayli zor görünüyor.

Pandemiyle birlikte dünyada kartlar yeniden karılıyor. Umarım İngiltere başta olmak üzere mazlum halklar üzerine oyunlar kurmaya düşünen, sadece kendileri için bütün dünyayı yeni yeni belalarla tanıştırma derdine düşen birileri varsa da bu ufacık bir futbol maçı bile onlara bir ibret niteliğindedir.

Mazlumun ahını almamak gerek!

Erdal ÇİL

cerdal48@gmail.com

Yazar: Erdal Çil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir