KIRMIZI FINDIK

“Kırmızı Fındık”
Bir türküde dikkatimi çekmişti “kırmızı fındık”… Daha önce hiç duymamışım. Lâf aramızda ben yine de küçük bir araştırma yaptım, kırmızıdan kasıt kabuğunun rengi midir, içinin mi, yoksa ağacının veya yapraklarının mıdır diye… Karşıma bir de “kırmızı fındık turpu” çıktı ki herhalde heybelere sığmaz! “Genel ağ” yani internet her şeyi söylüyor da genellikle “little little in the middle” yapıyor, seç seçebilirsen, ayır ayırabilirsen. Mamafih halen biliyor sayılmam, illa görmem gerek. Amma bizim “kırmızı fındık” meğer çoktan halkiyatta ve dahi edebiyattaki yerini almış imiş. Çocuklara oyun tekerlemesi olmuş, “El ele, kol kola, çifte sandık, kırmızı fındık, çıttt!…” diye… Bilmece olmuş, hem de en elzem gıdamız olan ekmeği medlûl edinerek, “Elle eleme, kolla dolama, sarı sandık, kırmızı fındık” diye… Bir de türkülere geçmiş ki hem de fındıkla alakası olmayan iki coğrafyadan derlenmiş bu türküler… Bergama’dan ve Manisa’dan… Bergama’dan derlenen “Baygın Habibem” türküsünde “halkalı şeker kırmızı fındık” şeklinde bir mısra var şekerleme tadında… Manisa türküsü ise “Ayşe’nin evinde oyalı sandık / Sandığın içinde kırmızı fındık / Ayşe de bize geliyor sandık” diye cinasa benzer bir kafiyeyle “bilinçaltı”nı gıdıklayıcı bir tavır tutturmuş. İşin daha ilginci “kırkambar” Ahmet Mithat Efendi’den de kaçamamış bu âleme meçhul kırmızı fındık… Karnaval romanında konuya el atmış, “tertib-i mahsus” üzere karşı karşıya dizilen çocukların “el ele kol kola çifte sandık kırmızı fındık” diye tekerleme terennüm ederek oynadıkları oyunlardan bahsediyor “hâce-i evvel”. Aynı minval üzre Musahipzade Celal de İstanbul çocuklarının oynadıkları oyunlar arasında sayıyor bu “kırmızı fındık”lı oyunu… Refik Halit Karay ise “Biz insanları el ele, kol kola, çifte de sandık, kırmızı fındık gibi tatlı, eğlenceli dost ve masum oyunlarla sarmaş dolaş vakit geçirirken görmek isteriz; alt alta, üst üste boğuşurken ve dalaşırken değil…” diyerek siyasal ve toplumsal bir telkinde bulunuyor bizlere… Kelin merhemi olsa meselince kendisi de 150’liklerdendir ya neyse sözü uzatmayalım. Ortak paydası “kırmızı fındık” olan halkiyat ürünlerinin bilmece şeklinin Hicri 9 Şevval 1291, Rumî 6 Teşrinisani 1290 yani Miladi 19 Kasım 1874 tarihli –tarihe dikkat- “Şarivarî Medeniyet” adlı mizah mecmuasında bir karikatüre konu oluşuyla bahsi sonlandıralım. Bu arada Şarivari nedir diye merak edenlere, tencere-tava çalmak gibi alaycı şamata, gürültülü protesto manasında Fransızca “Charivari” kelimesinden geldiğini de kaydedelim ki “el ele kol kola” verip “şarivari” yapacaklara da selam yollayalım. Son bir soru: Acaba bu “kırmızı fındık” ile sarı, çifte vesair nitelemelerle anılan “sandık” arasında renk ve kafiye dışında bir ilinti de olabilir mi? Ne dersiniz!
Prof.Dr. Ali DUYMAZ
Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Anabilimdalı Başkanı

Yazar: baskan

İzmir Yunus Emre Yörük Türkmen Dernek Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir