Hayatı

Hayatı: Yunus Emre’nin hayatı hakkında, kesin olarak bir şey söylenemez. Doğum yeri hakkında rivayetlere dayanan görüşlerse tutarsızdır. Kimi araştırmacılara göre doğum yeri Sarıköy kimi araştırmacılara göre ise Karaman’dır.  Yunus ve Divanı’nda birçok yerlerde saygıyla andığı şeyhi Tapduk Emre, Sakarya havzasında yaşamışlardır. Bu nedenle Yunus’un Sarıköy’lü olduğu düşüncesi genel kanı hâline gelmiştir. Fuat Köprülü, Yunus hakkında Bektaşi geleneğinde anlatılan rivayetleri kabul etmiş, “13. yüzyılın son yarısında Sivrihisar civarında, yahut Bolu sınırı içindeki Sakarya Suyu civarındaki köylerden birinde yetişmiş bir Türkmen köylüsü” olduğunu dile getirmiştir. Abdülbaki Gölpınarlı’nın belirttiğine göre, Yunus’un tahsil hayatı Konya’da geçmiştir. Hayatı boyunca yolunu ve inancını yaymak için gezmiş, ihtiyar­lık çağını ise doğduğu Sarıköy’de geçirmiştir. Netice itibarıyla, Yunus, Orta Anadolu’da Sakarya Nehri çevresinde bir yerde doğmuş ve Nallıhan’a yakın Emrem Sultan’daki zaviyede Tapduk Emre Dergâhı’nda yaşamıştır.

Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi’nde, Hacı Bektaş’ın “nefes”ini kabul etmeyen Yunus’un “ehlim var, ayalim var, ba­na buğday gerek” sözünden hareketle evlendiği ve çocukları olduğu söylenebilir. Başbakanlık Arşivi’nde 871 sayılı Konya Defteri’ndeki 1518 (H. 924) tarihli bir belgede Yunus’un İsmail adındaki bir oğlundan söz edilir: “Amma Yirce nâm yeri bu cemâtten Yunus Emre Karamanoğlu İbrahim Bey’den satın almış imiş elinde mülknâmesi vardır. Yunus Emre fevt olup evlâdına intikal eylemiştir.” Yunus’un bir şiirinde, “Bunda dahi verdin bize oğul u kız çift ü helâl/ Andan dahi geçdi arzum benim âhım didâr için” demesi de evli ve çocuklu olduğuna işarettir.

Ümmi oluşu hakkındaki rivayet; bazı şiirlerinde, bilgiyi gerçeğe ulaşmak için bir vasıta saydığından ilme önem vermemesi, dervişlik tevazusuyla kendisini bir şey bilmez olarak tavsif etmesi ve bilgisine güvenip gururlananları taşlaması yüzündendir. Köprülü’nün deyişiyle: “Zamanında Anadolu’da hâkim olan tasavvuf felsefesini Celâlettin Rumi’den hiçbir surette aşağı sayılamayacak bir manevi kabiliyet ile kavrayan ve onu emsalsiz bir kudretle en basit şekil­ler altında ifadeye muvaffak olan bu adam, ‘harfleri heceleyemeyecek kadar ümmi’ olamazdı.” Yunus’un iyi bir eğitim aldığı, Arapça ve Farsçayı, tefsiri, hadisi, İslam tarihini ve diğer İslam ilimlerini okuduğu şiirlerinden anlaşılmaktadır. Ancak Kur’an’ı anlayacak kadar Arapçayı, Mevlâna’yı anlayacak kadar da Farsçayı öğrenmiş olması, İslami ilimleri bilmesi; bir medrese eğitiminin mi, yoksa dergâhta şeyhinden aldığı bir eğitimin mi sonucu olup olmadığı bilinmemektedir. Yunan mitolojisini, evliya ve enbiya menkıbelerini, eski İran efsanelerini bilmektedir, Kur’an’dan, hadisten, erenlerin sözlerinden mazmunlar aldığını ve Mevlâna’nın Mesnevî’sini ve Dîvân-ı Kebîr’indeki gazelleri okuduğunu, yine şiirlerinden anlamaktayız. Şirazlı Sadi’nin bir gazelini, nazmen Türkçeye çevirmiştir. Kendisi de birkaç şiirinde medresede tahsil gördüğünü açıkça söyler.

Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği

V.D: Gaziemir: 9840335215

TURKMAR-LOGO-1

Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği İktisadi İşletmesi

V.D: Gaziemir: 9840625893

Sayfalar

İletişim

Destek

Bize bağış yaparak destek olabilirsiniz!

© Yunus Emre Yörük Türkmen Derneği - 2016

[wps_visitor_counter]